İnsan Ölecekse Bildik Bir Yerde Ölmeli

SAPIENS!
İstanbul’un gösterişli mezarlıklarında yerim yok.
Bu kentin parıltılı semtleri, yüksek duvarlı kabristanları bana yabancı.
Ne omzuma el koyacak bir dost, ne ardından dua edecek bir akraba…
Biliyorum, bir gün bu beden de susacak.
Ve o gün geldiğinde, beni bilenlerin yakınında olmak isterim.
Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar.
Köyümün camisinden kaldırsınlar cenazemi.
Ve köyümün yanı başındaki mezarlığa bıraksınlar naaşımı.
Orada toprağım yalnız kalmaz,
Orada adımı bilen rüzgâr eser.
Ama hayat, çoğu zaman planlarımızı bozar.
Köyünden uzakta yaşayan birinin kaderi, yabancı şehirlerin kimsesizler listesine düşmektir.
Bu yüzden içimde bir kaygı taşırım:
Cenazemin akıbeti belirsizleşmesin.
Mezar taşımda şu iki satır olsun:
Köyünden uzakta yaşadıysa da
Aklında köyü hep vardı.
Ve altında tek bir kelime, sanki hem bir teşhis hem bir ironi gibi:
SAPIENS!
İnsanın aklı vardı,
Ama huzuru, kendi toprağında yatabilmekti.
SAPIENS!
Mezar yerim yok.
Taşım, toprağım, köyümde bana ayrılmış bir parsel yok.
Şehirlerin göbeğinde, mermerden mezar taşlarının gölgesinde de değilim.
Olsam da fark etmezdi. Çünkü mezar, ölenin değil, kalanların adresidir.
Beni bilenim az, bana sahip çıkanım yok.
Bu yüzden ölümümü, beni tanıyan bir sokağın, bana aşina bir rüzgârın yakınında isterim.
Çünkü ölüm, sahipsizliğe en kolay bahane bulan yerdir.
Köyümde yağmur başlasa…
Ve beni o yağmurla yıkasalar…
Köyün camisinden kaldırsalar tabutumu…
Köyün yanı başındaki mezarlıkta, adını bile unutan ağaçların gölgesine bıraksalar…
Orada toprağım yalnız kalmaz.
Orada adımı bilen bir rüzgâr eser.
Ama biliyorum, hayat genelde böyle bitmez.
Hayat, insanı köyünden uzak bir kaldırım taşına bırakan bir nehir gibi akar.
Ve o taşın üzerine bir kelime kazınır:
SAPIENS!
Bütün aklın, bütün medeniyetin, bütün yolların sonu burası.
Latince “akıllı” demek…
Ama kim bilir, belki de en büyük ironi şu:
Bunca aklın içinde, insanın tek huzuru kendi toprağında uyuyabilmesidir.
Mezar taşımda şu iki satır kalsın:
Köyünden uzakta yaşadıysa da
Aklında köyü hep vardı.
Geriye kalan her şey, sessizlik…





