11.06.2026 - Şu an SimitGazozEdebiyat Yayınlarındasınız

“Halkın Dilini Anlamak, İmanı Küçümsemek Değildir”

“Halkın Dilini Anlamak, İmanı Küçümsemek Değildir”

“Mecazdan Tevhide Giden Yol”

Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında, konuklardan biri konuşma sırasında “Allah baba” demiş. Mecazın ne olduğunu bilen herkesin anında kavrayacağı bu söz, bir anda “tevhit ilkesine aykırı” ilan edilmiş. Ardından yayıncı kurumdan özür metni gelmiş: “Allah doğmamıştır, doğurmamıştır… eşi, benzeri, oğlu yoktur…”

Evet, doğrudur; bu hakikati biz de biliriz, iman ederiz. Kur’an’ın İhlas Suresi’nde açıkça buyurduğu gibi:

“De ki: O Allah birdir. Allah Samed’dir (her şey O’na muhtaç, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir). Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi değildir.” (İhlas Suresi, 1–4)

Ancak halk arasında kullanılan “baba” ifadesinin burada biyolojik bir anlam taşımadığını da biliriz. Tıpkı “Ay Dede” derken Ay’ın nesebini sorgulamadığımız gibi. Tıpkı “Toprak Ana” dediğimizde onun gerçekten çocuk doğurduğunu düşünmediğimiz gibi. Bu kelimeler, soy kütüğüne değil, sevgiye, yakınlığa, korumaya işaret eder.

Halkın yüzyıllardır süzülmüş imanını bir mecaz üzerinden sorgulamak, aslında o imanın olgunluğunu hafife almaktır. Bu, dine değil, halkın söz varlığına açılmış bir davadır. Böyle giderse, namaz kılan dedenin secdeye vardığında sırtına tırmanan torununu bile “tevhide aykırı” diye kesersiniz.

Tevhit, Allah’ın birliğine iman etmekse bu iman, halkın kalbinde yerini almış durumda. Onu sarsan şey, halkın diliyle kurduğu sevgi bağını anlamamak ve ondan şüphe etmektir.

Kısacası, halkın imanından şüphe etme yetkisi kimsenin elinde değildir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ